Üç haftayı aşan öksürük, gece terlemeleri ve ani kilo kaybı, sadece grip ya da Covid-19 belirtisi olmayabilir. Uzmanlar, bu belirtilerin yeniden yükselişe geçen tüberkülozun (verem) habercisi olabileceğini belirtiyor. Pandemi döneminde göz ardı edilen verem, dünyanın birçok ülkesinde hızla yayılmaya başladı. Peki Türkiye bu artıştan nasıl etkileniyor ve hastalık nasıl bulaşıyor?
Dünya Genelinde Verem Vakaları Artıyor
Özellikle İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede tüberküloz vakalarında belirgin bir artış yaşanıyor. İngiltere Sağlık Güvenlik Ajansı (UKHSA), 2024 yılında bildirilen verem vakalarının bir önceki yıla göre yüzde 13,6 artarak 5490’a yükseldiğini açıkladı. Vakaların büyük bir kısmının yurt dışı kaynaklı olduğu belirtilirken, yerli nüfusta da artış eğilimi dikkat çekiyor.
UKHSA Tüberküloz Birimi Başkanı Dr. Esther Robinson, “Kalıcı öksürük hafife alınmamalı. Ateşle birlikte seyreden bu tür belirtiler her zaman grip veya Covid-19 anlamına gelmez. Tüberküloz gibi ciddi hastalıkların işareti olabilir. Hızlı teşhis ve tedavi ile bulaşma zincirleri kırılabilir. Risk grubundaki kişilerin gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurması hayati öneme sahip” uyarısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2023 yılında tüberküloz yaklaşık 1,25 milyon kişinin ölümüne neden oldu ve HIV, sıtma ve Covid-19’u geride bıraktı. Bu veriler, hastalığın hâlâ ciddi bir küresel sağlık tehdidi olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’de Durum ve Tanı Yöntemleri
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Kansu, tüberkülozun akciğerde yaygın enfeksiyonlara yol açtığını belirterek, Covid-19 pandemisi sırasında verem vakalarının göz ardı edilmiş olabileceğini ifade etti. Dr. Kansu, “Her iki hastalık da öksürük, nefes darlığı ve ateş gibi benzer solunum şikâyetleriyle kendini gösteriyor. Ancak günümüzde ileri düzey kan testleri ve görüntüleme yöntemleri sayesinde Covid-19 ile tüberküloz güvenle ayırt edilebiliyor” dedi.
Uzmanlar, özellikle uzun süren öksürük, gece terlemeleri ve ani kilo kaybı gibi belirtileri ciddiye alarak hızlıca sağlık kuruluşlarına başvurmanın, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından kritik olduğunu vurguluyor.

